Zen Budizm’in amacı nedir?
Zen’in amacı için şöyle diyebiliriz: Zen; uyanma, aydınlanma, koşullanmalardan bağımsızlaşma ve iç özgürlüğe ulaşma yoludur. Bu bakımdan diğer Budist mezheplerin pek çoğuyla, hatta Yoga, Vedanta ve Taoizm gibi öğretilerle ortak bir amacı paylaşır. Hepsi insanın kendi doğasını keşfetmesini ve özgürleşmesini hedefler. Zen’i diğer Budist okullarından ve bu öğretilerden ayıran temel özellik ise amacı değil, izlediği yöntemdir.
Zen’in metodu hem aydınlara hem de aydın olmayanlara uygulanabilecek kadar yalın ve aynı zamanda güçlüdür. İnsanı sarsmayı, şaşırtmayı, alışılmış düşünme biçimini bir anda durdurmayı ve uyandırmayı öylesine iyi bilir ki, bunu yaparken kullandığı yöntemler hem eğitimli hem de sıradan insanlar üzerinde aynı etkiyi bırakabilir.
Zen Budizm’i öteki Budist okullardan ayıran özellikleri nelerdir?
Dolaysızlığı, doğrudan gerçeğe yönelmeyi hedef alması, yürekli oluşu, mizah duygusu, güzele olduğu kadar anlamsız görünene karşı da duyarlı yaklaşımıyla Zen, diğer yöntemlerden bütünüyle farklı ve kendine özgü bir yoldur.
Tarihsel olarak Hint ve Çin geleneklerinin ortak ürünüdür. Yaklaşık 12. yüzyıldan itibaren Japonya’ya geçmiş, burada gelişimini tamamlayarak Japon kültürünün ayrılmaz bir parçası hâline gelmiştir. Bugün ise yalnızca Doğu’nun değil, dünya düşünce tarihinin de en değerli miraslarından biri olarak kabul edilir.
Budizm çok eski çağlardan beri iki ana kola ayrılmış ve bu iki gelenek zamanla birbirinden farklı yönlerde gelişmiştir. Bunlardan ilki, Budizm’in başlangıçtaki öğretisine daha yakın kaldığı kabul edilen ve Güney Budizmi olarak da bilinen Theravada Budizmidir. Bu gelenek bugün ağırlıklı olarak Sri Lanka, Myanmar, Tayland ve Kamboçya’da yaygındır.
İkinci büyük gelenek ise Kuzey Budizmi olarak da adlandırılan Mahayana Budizmidir. Tibet, Çin, Kore ve Japonya’da gelişen bu yaklaşım, Theravada’nın aksine zaman içerisinde Budizm’in ilk biçiminden farklılaşmış ve yeni yorumlarla zenginleşmiştir.
“Mahayana” sözcüğü “Büyük Araç” ya da “Büyük Gemi” anlamına gelir. Tarih boyunca bu geleneği benimseyenler, Theravada için zaman zaman “Hinayana”, yani “Küçük Araç” ifadesini kullanmışlardır. Günümüzde bu adlandırmanın tarihsel bir kavram olduğu ve Theravada geleneği tarafından tercih edilmediği de belirtilmelidir.
Her ne kadar Mahayana Budizmi dış görünüşü bakımından Theravada’dan oldukça farklı görünse de özünü yine Shakyamuni Buddha’nın temel öğretisinden alır.
Bu öğretiyi birkaç temel ilke altında özetleyebiliriz.
Shakyamuni Buddha, kendi çabasıyla uyanmayı ve aydınlanmayı başarmıştır.
Uyanma ve aydınlanma olağanüstü, yalnızca seçilmiş insanlara bahşedilen ilahi bir armağan değildir. Her insanın ulaşabileceği doğal bir bilinç durumudur. Her insanın içinde böyle bir potansiyel vardır.
Dolayısıyla herkes, doğru yöntem ve doğru çabayla uyanmayı gerçekleştirebilir.
İşte Theravada Budizmi ile Mahayana Budizmi’nin ortaklaştığı en temel nokta budur.